Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

simülasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
simülasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2011 Salı

Uncharted 3: Drake's Deception inceleme

Sony’nin bu aralar ne kadar başı dertte olduğu biliniyor. Yakın zamanda PS3’ün kaynak kodlarına ulaşılması ve ardından hızla artan korsan olaylarının üstüne sadece “Problemi firmware güncellemesi yaparak düzelteceğiz” gibi bir cevapla geçiştiren, üstüne üstlük haker’lara açılan yargı savaşının ilk turunu kaybedip bir de GeoHot’u suçlamak için hesabına 1 dolar yatırarak “Bakın bu işlemleri para için yapıyor” iddialarında bulunan firma çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya.

Zamanında özellikle ülkemizde elektronik alet denildiği zaman ilk akla gelen marka Sony’ye şimdilerde bu son olaylardan dolayı güvenini oldukça zedelemiş gözüküyor. Her ne kadar elektronik alanda bunun fazla bir olumsuz etkisini görmese de PS3 tarafında haklı davasını bazı yanlış değerlendirmelerden dolayı zorlu bir sınava tabi tutmak zorunda kaldı. Özellikle PS3’ü çıkarttığından beri eleştirilerden bir türlü kurtulamayan firma, diğer konsollar da piyasada popüler olmaya başlayınca iyiden iyiye zorlanır oldu.

İşte bu ve bunun gibi dönemlerde Sony’nin imdadına yetişen tek bir alan bulunuyordu o da oyun sektörü.



PlayStation 3’ün gelişme süreci

Aslında 1993’ten beri Sony Computer Entertainment şirketi ile oyun piyasasında yer edinmeye çalışan Sony, bunu ancak 2005’te etkili bir şekilde başarabildi ve God of War ile büyük çoğunluğa kendini sevdirmiş oldu. Bundan iyi ders çıkartan firma bu tarz oyunların ne kadar sevildiğini ve iş yaptığı çabuk fark edip aralarına çok zaman koymadan serinin ikinci oyununu hemen iki sene sonra çıkarttı.

Ancak 2007’de elini daha da güçlendirmek için God of War ile yetinmeyen Sony’nin başka bir kozu daha ortaya çıktı.

2006 yılında E3’te duyurulan ve hemen bir sene sonra da piyasaya sürülen Uncharted adlı oyunun -adının sonundaki “Drake’s Fortune” kısmına bakarak- tek oyun ile kalmayacağını anlamalıydık.

1986 yılında Kaliforniya Santa Monica’da kurulan Amerikalı oyun stüdyosu Naughty Dog, SCE tarafından 2001 yılında satın alındığında kurucuları Andy Garvin ve Jason Rubin belki de bu tarz bir oyun ile yakalayacakları başarıyı hiç düşünmemişlerdi. 1994’te yaptıkları Crash Bandicoot oyunu sayesinde ilk defa Sony ile görüşen firma SCE’nin bünyesine girdikten sonra bütün oyunlarını doğal olarak PlayStation konsolu için hazırladı.

25 Ocak 2011 Salı

Railworks 2: Train Simulator Cok Hoş

Simülasyon denince akla inanılmaz zor, komplike yapımlar gelir. Bu tür yapımları seven oyuncular olduğu gibi sevmeyenler de vardır. Yapıldıkları türde gerçeğe en yakın hissi veren bu tür oyunlar alışıldıkları zaman oldukça iyi vakit geçirmenize neden olabilir. Geçtiğimiz günlerde piyasaya sürülen Railworks 2 tamamen bu önyargıları yıkmış bir isim olarak karşımıza çıkıyor. Kullanıcı dostu arayüzü, zevkli oyun yapısı ve görev çeşitliliğiyle uzun bir süre sizi ekrana bağlayabilecek bir yapıya sahip. Daha fazla sizi meraklandırmıyorum ve incelemeye geçiyorum.

Railworks 2, basit bir menü ile karşılaşıyor bizleri. Burada “Drive by Train”, yani istediğimiz treni seçerek oyuna başlayabileceğimiz bir mod, “Drive by Route”, yani istediğimiz yolda sefer yapmamızı sağlayacak baika bir mod ile karşılaşıyoruz. Her yol ve her tren için ayrı senaryolar mevcut. Bu senaryolar genelde yolcuları bir yere taşımak, bir malı başka bir yere sevk etmek gibi görevler. Ancak değişik mekanlarda geçmesi oyunu bir nebze olsun tekrardan kurtarıyor. Çok çeşitli trenler mevcut. Buharlı tren, elektrikli tren, dizel tren gibi seçeneklerimiz var. Trenimizi ve güzergahımızı seçip işe koyuluyoruz. Öncelikle tren modellemelerinin gayet iyi olduğunu belirtmeliyim, bunun yanı sıra çevre modellemeleri o kadar iyi değil. Ancak yine de göze batacak kadar da sırıtmıyor. Yanımızdan geçen arabalar, bazı yerlerde çalışan işçiler, istasyonlarda sağa sola koşturan insanlar güzel ayrıntılar olmuş.

Hareket vakti

Geldik treni hareket ettirmeye. Başladığınızda fark edeceğiniz gibi oldukça basit bir sürüş arayüzü var aslında. Ekranın hemen altında üç tane kol bulunuyor. Bunların ilki trenin hızını ayarlamamız için, ikinci kol trenin hangi yönde gideceğini ayarlamamız için bulunurken, diğer kol ise fren yapmamızı sağlıyor. “Bu oyunu simülasyon yapan ve zorlaştıran unsurlar neler?” diye düşünebilirsiniz. Öncelikle oyunda belirli bir zamanımız var. Diğer bir istasyona belirli bir zamanda ulaşmak oyun sonunda size yüksek skorlar olarak geri dönüyor. Ayrıca frenlemelerinizi yavaş yapmalı, yolcuları rahatsız etmemelisiniz. Eğer çok ani frenler yaparsanız bu size eksi puan getiriyor. Diğer bir unsur da benzin, benzin göstergemize dikkat etmeliyiz, zira diğer istasyona ulaşacak kadar benzinimiz yoksa yolda kalmamız olası. Benzin ihtiyacımızı da istasyonlarda halledebiliyoruz. Belirli bölgelerde hız limiti artabiliyor ya da azalabiliyor bunları da sürekli olarak kontrol etmeliyiz.


Oyunda kokpit görünüşü dahil birçok kamera açısı mevcut. Bu açılarda treni yandan, üstten görebilir veya istersek diğer vagonları da izleyebiliriz. Kokpit açısından bahsetmem gerekirse güzel tasarlandığını söyleyebilirim. Her trenin değişik bir içi var ve kokpitin içindeyken oradaki kolları kullanarak da treni kullanabiliyoruz. Bu açıyı özellikle tavsiye ediyorum, çünkü insanı gerçekten havaya sokmaya yetiyor. İstasyona geldiğinizde treni tam olarak doğru yerde durdurup kapıları açıyoruz, yolcular iniyor, biniyor. Dikkat etmeniz gereken şey, kapıları kapatmadan hareket etmemeniz, çünkü bu da bir hata ve puanınızın düşmesine yol açıyor. Ayrıca burada dikkat ettiğim bir hata var ki, aynı istasyonda 4-5 kere kapıları açsanız dahi her zaman birileri inip, biniyor bu da ilginç bir olay olmuş.

Seslerden bahsetmemiz gerekirse genel olarak iyi olduğunu söyleyebiliriz. Her trenin kendine ait bir sesi var ve hızlanmaları, raylardan çıkan sesler oldukça iyi kotarılmış. Ama korna sesinde bir acayiplik olduğunu söyleyebilirim, zira hayatımda hiç böyle bir kornaya sahip tren duymadım.

Son durak

Bu türe fazla bir yenilik getirmemekle beraber, elinde olan malzemeyle oldukça iyi bir iş yapmış oyunumuz. Tren modellemelerinin başarılı olması, tren kullanma keyfini vermesi ve görev çeşitliliğiyle simülasyon severleri bir süre ekran başına kilitleyeceğe benziyor.

Gran Turismo 5

Nihayet Gran Turismo 5 oyun marketlerinde satışa sunuldu ve Gran Turismo hayranları uzun zamandır bekledikleri oyunlarına kavuştu. Peki, beklediğimiz süre değdi mi?

2006 yılında, Playstation 3’ün çıkışı ile birlikte konsolu alan oyuncuların önemli bir kısmında Gran Turismo oynama hayali oluşmuştu. Serinin ilk oyunu 1993 yılında yapımına başlanmış, 1998’de Playstation için exclusive olarak piyasaya sürülmüştü. İlk oyun olan Gran Turismo çok küçük bir ekibin uzun çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştı. Her ne kadar ilk oyunun yapım süreci bu kadar uzun olsa da, Playstation 2’ye çıkan Gran Turismo 3, konsolun çıkışını takip eden yıl içinde çıkmıştı. Ancak bu yapım süreci şimdiki kadar uzun olmasa da, karar aşamaları açısından Gran Turismo 5’e benzerlikler gösteriyordu.

Gran Turismo’nun kısa tarihi

Gran Turismo 3 ilk önce Gran Turismo 2000 olarak lanse edilmiş ve oyunda 1000 araç ve 100’den fazla pistin olacağı söylenmişti. Ancak ilerleyen zaman içinde, yeni kararlar ışığında hazırlanan Gran Turismo 3’ün nihai hali ile sonuçlandı. Ve tabii Gran Turismo 3’de şimdiki rakibi gibi o zamanda Sega GT gibi önemli bir rakibe sahipti. Öyle ki, o zamanlar bu oyun için “Gran Turismo Killer” şeklinde benzetmeler de yapılıyordu. Zaman içinde bu rakip şimdi birçok oyun otoritesinin kabul ettiği gibi meşhur Forza serisinin de bir nevi atası haline geldi.


Playstation 2’de ilerleyen zaman içinde GranTurismo Concept (Bu oyunun farklı versiyonları ortaya da çıkmıştır), Gran Turismo 4 Prologue ve en nihayetinde Gran Turismo 4 ortaya çıktı. Başta online olarak düşünülen Gran Turismo 4 daha sonra radikal bir kararla tek kişilik olarak oyun piyasalarına sunuldu.

Daha önce de belirttiğim üzere, 2006 yılında Playstation 3’ün çıkışı ile Gran Turismo 4’ün grafik motoru kullanılarak Polyphony Digital’in Gran Turismo için düşlediği özellikleri ifade etmek maksadı ile Gran Turismo Vision adı ile render edilmiş görüntüler oluşturuldu. Bu sayede bir sonraki Gran Turismo’nun yani Gran Turismo 5’in ilk ipuçları da verilmiş oldu. O yıl içinde yapılan E3 2006’da Gran Turismo 5’in ne özelliklere sahip olacağı oyunculara tanıtıldı. Şimdi burada sayamayacağımız birçok özellikle gelecekti Gran Turismo 5...