Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

xbox 360 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
xbox 360 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2011 Salı

Super Meat Boy

Boş zamanının çoğunu bilgisayar oyunu oynayarak geçirmek… Herhangi bir türde oyunu piksel piksel etmek… Bir nedeni olmadan bir oyuna günlerini vermek… Evet, hardcore gamerlardan bahsediyorum. Yeni bir seneye başladığımız şu günlerde “hardcore gamer” tabirini biraz fazla görmeye başladım. Çevremdeki birçok insan zamanının kayda değer bir kısmını oyun oynayarak geçiriyor. Peki hepsi Hardcore Gamer mı? Bence değil.
Peki, şöyle yapalım. Et parçasından oluşan bir kahramanın bulunduğu bir platform oyunu ne kadar hardcore olabilir?
Süper olan ne?
Bağımsız oyun yapımcılarını her zaman takdir etmişimdir. Sayıları parmakla sayabilecek kadar az olan usta programcıların, milyon dolarlar harcanan oyunlara kafa tutması ve gövde gösterisi yapması takdiri hak ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Xbox360 ana platform olmak üzere ayrıca steam sayesinde de edinebileceğimiz Super Meat Boy buna en güzel örnek olur herhalde.
Team Meat, kız arkadaşımızın Dr.Fetus tarafından kaçırılmasını yeterli bir hikaye olarak görmüş olacak ki oyunun kurgusu olarak başka bir şeye yer vermemiş. Zaten oyunu oynarken bir süre sonra bu ‘koşturmaca’nın nedenini unutmuş olacaksınız... Platform öğelerini yüzünüze vuran yapımda en öne çıkan unsuru ise zorluk seviyesi.
“Sabır, kurtuluşun anahtarıdır” – Mevlana
Zeki tasarlanmış her bölümde Bandage Girl’ü kurtarmaya çalışıyoruz. Bazen demir parmaklıklar arasında, bazense zincirlerin arasında hapsolmuş Bandage Girl’ü (prenses demek istiyorum) tam kurtarıyoruz ki her seferinde Dr.Fetus kızı alarak ortamdan kayboluyor. İlk başlarda bu duruma pek takılmasanız da ilerleyen bölümlerde o kadar emeğin sonunda birden yok olması canınızı sıkabiliyor.
Her chapter'da 19 adet bölüm ve bir boss bölümü bulunuyor. Ayrıca her chapter'da toplam 20 adet Bandage var. Açıkçası 20 adet Bandage’i toplamak her yiğidin harcı değil. Bandajlar o kadar uçsuz bucaksız ya da tanrıların bile unuttuğu yerlere konmuş ki, bazen bandajları görmeden bile bölümü bitirebiliyorsunuz. Bandajları topladıkça achievement ve yeni karakter açıyorsunuz. Head Crab,ballgoo ve jill bunlardan bazıları ve her karakterin ayrı özellikleri var.

Dead Space 2 İncelemesi

Uyarı: Yazı minör derecede spoiler içerir.

Korkmayı severim. Tüylerimin diken diken, gerilmiş bir şekilde ekrana bakmak, o tekinsiz atmosfere kendimi kaptırmak benim için en güzel eğlence yollarından biridir. Biliyorum, belki kulağa garip geliyor ama dört yaşında, TV'de korku filmi fragmanı görüp, ailemi sinemanın ne olduğunu bile bilmeden beni sinemaya götürmesi için zorlamıştım. Ardından gelsin korku filmleri, gitsin gizem içerikli kitaplar. Yıllar geçti, bağımsız Kore filmlerine bağımlı oldum ama korku sevdamdan hiç geçmedim. Filmler, çizgi romanlar ve tabii oyunlar!

Korku oyunları benim için adventure türü ile birlikte bir olmazsa olmazdır. O karanlık atmosfer, herhangi bir köşeden fırlama ihtimali olan yaratıklar ve ya deliler, sinir bozucu, melankolik müzikler. O esnada, belki biraz delice ama, oyunun içerisinde olmak isterim. O korku dolu havayı solumak, tekinsizliğe kendimi kaptırmak. Bunu geçtiğimiz yıllarda sadece iki özel oyunda yaşamıştım. Bunlardan biri Call of Cthulhu: Dark Corners of Earth (ki hala oynamadıysanız, deliliğin ve dehşetin ne olduğunu görmek için hemen bu harika oyunu edinin), diğeri de Dead Space idi.

Bir dehşet masalı başlıyor

Bir mühendis olan Isaac Clarke, sevgilisinin de bulunduğu Ishimura adlı gemiden haber alınamayınca, bir ekip ile birlikte bu maden gemisine doğru yola çıkar. Uzayın boşluğunda süzülen Ishimura, dışarıdan oldukça normal gözükse de, olay gemiye girince bambaşka bir hal alır. Yüzlerce kişilik gemi mürettebatı kayıptır, etrafta pek çok parçalanmış ceset vardır ve karanlık köşelerde sürünen 'şeyler' vardır. Korkunç bir saldırı sonrası ekibimizden ayrı kalmışızdır ve devasa bir 'ölü' uzay gemisinde bir başımıza, üzerimizdeki mühendis kıyafeti ve elimizde bir maden lazer kesicisi ile yapayalnız yürümeye başlamışızdır. Gerisini Dead Space'i oynayanlar için anlatmama gerek yok herhalde. Tek söylemem gereken şey, Marker isimli uzaylı kalıntısının Isaac tarafından yok edilmesiydi. Yoksa değil mi?



O korkunç olaylardan sonra Isaac Clarke, zihinsel olarak oldukça yaralanmış, sevgilisinin de kaybı ile gerçek anlamda yıkılmıştır. İşte Dead Space 2'de tam bu noktada başlıyor. Satürn'ün bir uydusunda kurulmuş uzay kentinde, akıl hastanesinin üyelerinden biriyiz. Üzerimizde psikolojik deneyler yapılıyor. Bunların sebebi ise oyunun ilerleyen aşamalarında ortaya çıkıyor. Oyunu henüz oynamamış kişiler için minör bir spoiler olabileceği uyarısını da yaparak oyunun açılışını kısaca anlatıyorum.

Isaac'in bir rüyası ile başlıyoruz. Ishimura'da kaybettiğimiz sevgilimizi, aslında gemiye bizim yolladığımızı öğrendiğimiz rüyada, kaybettiğimiz aşkımız ile konuşuyoruz ve ilk kez Isaac'in sesini duymuş oluyoruz. Ardından gözlerimiz, bizi delicesine sarsan biri ile aralanıyor. Genç bir adam bize hemen uyanmamız ve kaçmamız gerektiğini söylüyor. Kaçamıyoruz, zira üzerimizde çok sıkı bir deli gömleği var! Bu arada bizi kurtarmaya çalışan genç dostumuz, ardından sinsice yaklaşan bir yaratık tarafından katlediliyor. İşte oyun boyunca hiç düşmeyecek olan o yüksek tansiyon bu noktada başlıyor. Deli gömleği içerisindeyiz, zor yürüyoruz, kaçacak çok az yer var ve diğer tüm akıl hastanesi üyeleri birer yaratığa dönüşmüş ve etrafa dehşet saçıyor. Açık konuşayım, uzun zamandır, bu kadar sağlam, bu kadar heyecanlı ve sert bir oyun açılışı görmemiştim. Sizi iliklerinize kadar saracak, telaşa kaptıracak, zekice düşünülmüş, tansiyonu yüksek bir başlangıç.